MHS Günlüğü

muhammed harun saygılı

batum’da gülmehmet dede ile

Yıl 2015, Yer Orta Camii, Batum, Gürcistan… Gülmehmet dede, Batum’da yaşayan bir Ahıska Türkü. İsminin “Gülmehmet” olduğunu öğrendiğimde rahmetli dedem için de Adana’daki hemşerilerimiz tarafından “Gül dede” sıfatının kullanılmış oluşu hatırıma geliverdi. Bu muhabbet duygusu ile başladı ilk selamlaşmamız. “Arkadaşlara siz gidin ben bu bankta oturan dedeyle sohbet edeceğim dedim” diyerek yanına oturunca cana yakın bir tebessümle karşılık verdi. Yanına oturdum ve önce sohbet etmek isteyip istemeyeceğini tarttım. İçtenlikle anlatmaya başladı. İhtiyarların dinleniyor olmaktan dolayı duydukları memnuniyeti bilirim. hal böyle olunca ben de aklıma gelen ne soru varsa sordum. Çile ile dolu hayatı, 1944’te joseph stalin’in sınırları müslümanlardan arındırma politikalarının bir adımı olan sürgün ile başlıyor Gülmehmet dede’nin. “Buralarda tek Allah kulu müslüman kalmamıştı” diyordu. Tren vagonlarına istiflenerek gönderilmişler Orta Asya’nın dört bir yanına. “Çok kötülük yaptılar yollarda” derken hiddetli ve ciddiyetli bir ifadeye bürünüyor o naif siması. Biraz tarihsel metinler üzerinden araştırma yapınca, o “kötülük” kelimesinin kapsamını anlamam mümkün oluyor. Ermeni Kirkor’un dört halasını nasıl şehit ettiğini her anlatışında yeniden yaşıyormuş gibi olan merhum dedemden dolayı bu hâl ile hemen yakınlık kurabiliyorum. Gülmehmet dede ve ailesini de Özbekistan’da bir köye bırakmış sovyet trenleri. Garip ve yurtsuz öylece kalakalmışlar. Bahçelerde çalışarak hayatını idame ettirmiş ve eşi Ayşe hanım ile de oradayken evlenmiş. Çocukları olmuş. 90’lı yılların başlarında bağımsız Gürcistan’ın sürgündeki Gürcistan kökenlileri yeniden çağırması üzerine ata ocağına geri dönmüş. Özbek bahçelerinde çalıştığı zamanlar ahbabıyla kıt kanaat ortaklaşa aldıkları traktördeki hissesini satıp eline geçen parayla Batum’daki hayatını kurmuş. Bu günlerde ise Batum’un ayakta kalabilmiş tek camii olan “Orta Cami”de geçiriyor bütün vaktini Gülmehmet dede. Elinden geldiğince caminin tertipli ve temiz kalması için gayret gösteriyor, avludaki çiçeklerin bakımıyla meşgul oluyor. Müslümanlar içinde bu amme hizmetini sorumluluk olarak üstlenen insanlar hep olmuştur. Allah, bu salih amellerine mükafat olarak onları güllerle dolu cennet bahçelerinde ağırlasın. Gülmehmet dede’ye Türkiye’ye döneceğimi ve Allah’a emanet olmasını söylüyorum. “Bizden selam götür” diyerek sırtıma dokunuyor. “Ve aleyküm selaaam” diyerek ayrılıyorum. Zihnimde geçenlerde izlediğim bir kayıttaki Suriyeli Türkmen’in veciz ifadesi çağrışıyor: “vatan datlı olur”.

Yorum bırakın